08 Eylül 2010 Çarşamba
 Sayı : 
Kullanıcı Adı: Şifre:   Yeni Üye | Şifremi Unuttum
 
 
 
ANKET
Sitemizin Tasarımını nasıl Buldunuz ?
 

Ümit Ünal
08 Ocak 2010 Cuma

Ümit yıllarca insanların vücut enerjisini palto ve mantoladın. İşte şimdi de İstanbul`u İstanbul yapan yapıları mantolamanın zamanı. Bu da bana bilinçlendirme davranış biçimi programının en önemli işareti olarak geldi.

Mavi Kale'nin benden istediği koruma- mantolama kavramını moda kimliği ile anlatarak tarihi yarına taşıyacağım.

Bu projeyle nesillere bir şey bırakmış olacağız. Herkesin ortak kaygısıdır ya bu. Eserleri yarına taşımak. Düne kadar Türkiye'de çok atlanan bir şeydi bu. Ortaya konulmuş şeylerin arkeolojik önemini yarın içinde muhafaza ediyor olmak çok önemli.

Soru: Projenin size gelme ve kabul etme hikayenizden bahseder misiniz?

Ü.Ü: Bir kere bu projenin bana gelme dönemi çok ilginç ve hayatıma temas etme dönemi açısından çok özel bir tarih oldu. Son koleksiyonum tamamen, Amerika'da varolan kominal yaşantıyı işaret etmekteydi. Tamamen modern yaşantıyı reddeden 1500lü yıllardan bir başlangıç öyküsünü ve kişilerin yaşantılarını işlemek istemiştim.

Asıl mesaj;  İnsan olmanın ve insani değerlerin korunması ile ilgiliydi. Zaman zaman teknolojinin modernliği bizi kendimize yabancılaştırıyor. Bu kadar çok insana yönelik bir projenin içindeyken de sizin teklifinizin gelmesi hayli ilginç oldu. Aslında iki projeninde özünde aynı çıkış noktası olduğunu düşünüyorum.

İki proje de, sahip olduğumuz enerjinin; ister yaşam, ister ışık ister doğa enerjisi olsun gücün korunmasına yönelik bir yaklaşım içeriyor. Mantolama; birçok anlamda baktığımızda, korumak, korunmak, izole etmek anlamlarına geliyor. Bunu başka bir biçimde ifade etmeye gelince de; İstanbul'u İstanbul yapan, İstanbul'un kimlik fotoğrafı olan, tavrı tarzı ile İstanbul'u anlatan yapıların mantolanması, sokaktaki yüzümüzü döndüğümüz, yaşadığımız tüm evlerin de mantolanması demektir. Çünkü bu bir özendirme projesi. Sadece Sarkuysan'ı, Galata'yı mantolamak değil, yaşamı mantolamakla ilgili bir proje. Zaten tabiî ki bu binaları gerçekten mantolamıyoruz.

Zaten yapıları gereği de bunu yapamayız ama sembolik olarak bunu yapıyoruz ve tüm yapılara örnek, sembol oluşturmasını istiyoruz.

Çünkü bizim bunu bir sembol olarak alıyor olma fikrimiz, kentte ister konut, ister işyeri ister müze… hangi amaçla konumlandırılmış olursa olsun tüm yapıların mantolanma fikri ile yeniden organize edilmesini anlatıyor. İşini entelektüel düzeyde yapan mimar, içmimar olan kişilerin bu proje doğrultusunda kendi içinde bulundukları işleri de değerlendireceklerini düşünüyorum. Ben bunu sosyolojik bir bilinçlendirme işi olarak görüyorum.

Bu proje, bir davranış değişikliğine neden olacak bir proje. Bu proje ile herkesin kendi sorumlu olduğu yapıları sorgulamasını amaçlıyoruz.

Yıllardır gözümüzü diktiğimiz Avrupa Birliği, bir tarafta dünya ile ilişkilerimiz… Ülkede aynı anda organik tarımın altı çiziliyor. Kaliteli yaşam standartlarının altı çiziliyor. Beden sağlığı ile birlikte ruh sağlığının onarımına yönelik konular konuşuluyor. Bu bir gelişme. Ve birçok alanda olan bu gelişmelerin peşinden bu alanda da böyle bir çalışma bir ilk olacak.

Eskiden özel bir durum olduğunda kentlere makyaj yapılıyordu. Artık bu anlayış değişiyor. Artık daha köklü, geleceğe etki edecek çalışmalar yapılıyor ve yapılmalı da.

Soru: Mavı Kale sizden tam olarak ne istedi?

Ü.Ü: Mavi Kale bana dedi ki: Ümit yıllarca insanların vücut enerjisini palto ve mantoladın. İşte şimdi de İstanbul'u İstanbul yapan yapıları mantolamanın zamanı. Bu da bana bilinçlendirme davranış biçimi programının en önemli işareti olarak geldi.


Soru: Daha önce sosyal projelerde yer aldınız mı?Ü.Ü: Hep sosyal proje yaptın mı diye sorulurdu. Bir fon yaratmaksa amaç çok kısıtlı olduğunu düşünüyorum ama bu projede kendi kariyerime kendi tarihime bir sosyal sorumluluk projesi eklemiş oluyorum. Çünkü işin içinde bilinç var. İşini popüler yapandan, işini entelektüel yapandan tutunda herkese bir hatırlatma var. Bu nedenle de katıldığım en önemli sosyal kampanya diye düşünüyorum.

Biz toplumu çok sürükleyen mesleklere sahibiz. Algılanma düzeyinde entelektüel olmak gerekmiyor. Dünyada, dünyada birçok konu için defileler yaptım vs… ama bunlar fon sağlama projeleriydi.

Fakat buna baktığımda, bir kişi kendini konut, yazlık, iş yeri yaptırırken mantolamasını göz ardı etmiyor olmasını sağlamak, yapının ömrünün yanı sıra, insanın enerjisine, yaşam standardına katkıda bulunacak.

Bu global bir durum. Tüm dünya bu konuda farklı alanlarda reformlar yapılıyor. Bunun gibi yüzyılları etkileyecek çözümler sunan projelerin dönemidir diye düşünüyorum.


Soru: Bu projeyle neyi amaçlıyorsunuz?

Ü.Ü: Benim için bir moda tasarımcısı kimliği ile bu projede olmak çok önemli ama ayrıca arkeoloji eğitimimin verdiği birikimimi de kullanabileceğim bir alanda çalışmak çok keyifli. Ayrıca da dünyanın en önemli kentlerinden biri olan İstanbul'un en önemli sembol binalarını bir birey gibi bir kadın ve erkek gibi ele alıp, onların kendi, yaşanmışlıklarını ele alıp, kendi hikayelerine saygı duyup, Mavi Kale'nin mantolamada kullandığı malzemeleri de kullanıp ama onlara moda malzemeleri de ekleyip yeni bir stil oluşturmaya çalışacağım.

Mavi Kale'nin benden istediği koruma- mantolama kavramını moda kimliği ile anlatarak tarihi yarına taşıyacağım.

Bu projeyle nesillere bir şey bırakmış olacağız. Herkesin ortak kaygısıdır ya bu. Eserleri yarına taşımak. Düne kadar Türkiye'de çok atlanan bir şeydi bu. Ortaya konulmuş şeylerin arkeolojik önemini yarın içinde muhafaza ediyor olmak çok önemli.

Ben bu projede ısının, enerjinin muhafaza edilmesinin, önemsenmesinin yanı sıra, bu işi yapan profesyonellerin bu bilinçle diğer unsurlara da dikkat edeceğini düşünüyorum. Bu proje ile çevrenin korunması, enerji tasarrufunun yanı sıra birçokkonuda daha bilinçli olacağımızı ve hassaslaşacağımızı düşünüyorum.

kampanya, yalıtımın küresel ısınmanın önlenmesindeki önemini ve ısı yalıtımının beraberinde getirdiği enerji tasarrufunu anlatmak amacıyla düzenleniyor

Isı yalıtımı yaptırmanın bütçeye, sağlığa, konfora ve en önemlisi çevreye yatırım yapmak olduğunu vurgulayan yalıtım bilincinin geliştirilmesini derneğin iş hedefi olarak tarif ediyor.  Bu bilincin insanlara aktarılması ile doğal enerji kaynaklarının daha doğru kullanılacağını ve çevrenin korunabileceğini belirten İzoder, çevre kirliliğine karşı tüm kurumları ve insanları duyarlı olmaya davet ediyor.

Soru: Seçilen yapıların sizin için anlamından ve yapılar için nasıl bir çalışma planladığınızdan söz eder misiniz?

Ü.Ü: Seçtiğimiz binaların hepsi beni çok etkileyen binalar. Hepsi kendi kanalında beni etkiliyor.

Galata Kulesi;
Cenevizliler tarafından yapılmış bir yapı. Galata Kulesi benim için maskülen bir yapı. Hezarfen Ahmet Çelebi'nin ilk uçuşuna mekan olan bir yer. Avrupalılar bu olaydan çok etkilenmiş. Hezarfen'in, tahta kanatlarla uçan bir adamın serüveninin gravürünü yapmışlar. Ayrıca belki de bu hikaye, tüm mekanik uçakların doğmasına bile sebep olmuş olabilir diye düşünüyorum.

Galata benim için maskülen ve bu nedenle moda dilinde manto giydirmek yerine palto giydirmek demek daha hoşuma gidiyor. Hezarfen'in kanatlarına gönderme yapan geniş omuzlu dolgulu bir palto ile mantolamak istiyorum.

Galata kulesinin mantosu hem en heybetli, hem en erkeksi manto olacak. Kulenin ferforje balkon kısmını yaka olarak düşünüyorum. Dökük bir yaka olacak.

Dünya modası, bu dönemde geniş vatkalar yakalar kullanıyor. Dünya modasının bu trendini, Mavi Kale, Galata Kulesi ve Ümit Ünal yorumu ile birleştiriyorum.

Haydarpaşa Garı;
Haydarpaşa Garı unisex benim için. Kadın veya erkek olarak yorumlayamıyorum. Aslında, tarz olarak bütün sanat tanımları içinde neo-klasik alman tarzında yorumlanmış. Bakıldığında gerçekten de yapının neogotik dediğimiz bir anlatımı olduğunu görüyoruz. Mimarlarının arasında Almanların olması da bu noktada önem taşıyor.

Özellikle gar olmasından dolayı, bu kültürden beklenen bir tasarımcı olarak Yeşilçam'a döndüm. Çoğu Türk filmlerinde İstanbul'a ayak basan herkes Haydarpaşa'ya gelirdi. Galiba Ümit olarak Yeşilçam filmlerine bir yolculuk yaptım ve kadın erkek tüm oyuncularımızı hatırladım Haydarpaşa garında. Haydarpaşa garının kuzeye ve güneye bakan 2 kısmını da ayrı bir cins olarak yorumladım. Güney bölümüne bir palto, kuzeyine ise bir manto yorumu yapmış oldum.

Belki de sadece Haydarpaşa garıyla ilgili mantolama işleminin dışında aksesuar kullanımı uygun gördüm. Kadın ve erkek ayakkabı ve şapkaları olacak. Almanlara ait gotik çıkışlar ve üçgen formlar, kesimler yapıya çok hakim bu nedenle de sivri uçlu ayakkabılar ve şapkalar kullanıyorum.

Sarkuysan Binası;
Bu projede beni, "hani bunu söylemek belki yanlış ama" beklide arkeoloji bilgimden dolayı beni çok heyecanlandıran bir bina Sarkuysan. 2 sebebi var: ne zaman şehrimden uzaklaşsam ve sonrasında dönsem beni şehrimdeyim hissi veren bina Sarkuysan'dır.
Başka türlü bir yakınlık duyuyorum. Coğrafyaları aşıp gelen ve buradayım diyen bir yapı. Çok güzel freskler ve kabartmalar var. Genelde bu freskler Arnova yapılarında olur. Bizim çok alışkın olduğumuz bir estetik değil aslında. Sadece Beyoğlu'nda bazı yapıların dış cephesinde Arnova (yeni sanat akımı) 1890'lar ve 1900 başlarını yansıtıyor. Arnova'yı Arnova yapan kıvrımların sonsuzluğu..En tipik özelliği kıvrımları…

Bu Prag'da da çok baskın olan bir özellik.

Sarkuysan, benim için klasik unsurları içerse de benim için estetiğin son noktası.

Bu yüzden bu koleksiyonun, yani Mavi Kale moda koleksiyonunun en feminen, en kadınsı, en şık mantosunu Sarkuysan Binası için hazırlıyorum. Bu mantonun kuplarının dışında üstünde süs görünümünde aksesuarlarda var.

Transparan öğeler var. Tamamen bir kadın mantosu olarak düşleyebiliriz. Kumaşlardan fonlanarak yapılmış süslemeler olacak.

Binanın önünde heykeller, kurnalar var. Bizde onlar cep gibi algılanacak. Cep kenarlında da 3 boyutlu desenler ekliyor olacağım. Sarkuysan'ın desenlerini 3 boyuta taşıyıp cep kenarlarına aplikasyonlar yapacağım.

Belki Beyoğlu olduğu için Sarkuysan'ın mantosuna şapkacı Katya'dan bir şapka koyabilirim. Katya, Beyoğlu'nun simgesidir. Bu tasarımı ayakkabı ile değil de şapkayla tamamlayabilirim. Mantonun kadınsı formları cep aplikasyonları ve yarı transparan bir şapka ile tamamlanabilir.

İstanbul Üniversitesi;
İstanbul üniversitesine geçmek gerekirse; İstanbul Üniversitesi, dünyanın üniversite sıralamasında en iyi kategorilerinde yer almaktadır. Avrupa üniversitelerinin en iyi 20 listesinde bulunuyor. Ben orada okudum, bu yüzden yaşadığım bir mekan.
Bu projenin içinde bana form olarak en doğulu hissini veren, doğu nüansları taşıyan yapı olarak algılıyorum. Oryantalist bir tavrı var. Yine bir kadın mantosu düşünüyorum İstanbul Üniversitesi için. Transparan bir kapşonu olacak. Ayrıca yaka ve omuz bölgesini kaplayan 2.'ci bir katı olacak. Mantonun başka önemli bir yanı, İstanbul Üniversitesi'nin merdiven basamakları.O merdivenler, yapının platformunu oluşturmakta olduğu için mantonun etek uçlarında merdiven hissini veren katlamalar ve piliseler var. Yani mantonun etek uçlarında akerdeon hissi veren eklemeler var.

İstanbul Üniversitesinin giriş kapısı çok önemli. Giriş kapısında 3 niş var. Bu yüzden mantonun tamamiyle kapıdan yola çıkarak kavisli 3 bölümü var. Açılma bölümü, orta bölümü ve 2 yan kup. Mantonun açma kapama bölümü kapıları andırıyor. Kapıda şu anda metal ferforjeler var ve bunu da mantoda kapitone dediğimiz kumaşla kalın dikişlerle uygulayacağız. Mantonun kapşonu üniversitenin alınlık bölümünden yola çıktığım bir bölüm. Burada normalde bir daire biçiminde mühür var. Kapişon bu alınlık bölümünü birebir yansıtıyor olacak. Bunun dışında mantonun en belirgin özelliği, omuzlarının açık olması. Yapının mimari projesinden dolayı orta bölüm yanlardan daha yüksek bu nedenlede omuz dekoltesi olan bohem bir manto bu.

Akmerkez;
Bu projede en postmodern olarak tanımlayabileceğim bu yapının bir klasik duruşu, modern ve daha ötesine ait bir kimliği var. Ayrıca da ticari bir yapı. Bu nedenle de modacı olarak üzerinde en zorlandığım modellerden biri.
Galiba bütün bir projeye, Galata kulesine maskülen, Haydarpaşa'ya feminen- maskülen, İstanbul Üniversitesine feminenden yola çıkmış olsam da, bir tek Akmerkez'i Androjen görüyorum. Öyle bir manto olacak ki giyen kişinin cinsine bürünecek. Bazı kostümler giyen kişinin tavrına göre nitelik kazanır. Moda tabiriyle cinsiyetsiz-androjen deriz. Birincisi burayı bir ticaret merkezi olarak görmem, bir yandan da bu şehrin önemli bir moda merkezi de olması ve dünya alışveriş ruhunu İstanbul'a taşımış bir merkez olması da önemli. Yapı olarak klasik bir tavır taşıyor. Klasik yunan yapılarına bir gönderme hatırlatıyor. Bunun dışında yapının içindeki dairesel hatlar yine yunan mimarisine gönderme hatırlatırken dış yüzeyde tamamen postmodern bir giydirme var. Bu nedenle hem en zorlandığım hem de işimi en çok kolaylaştıran kısmı da modern malzemeler kullanıyor olmam. Tül, vatin (dolgu) dediğim parlak tüller kullanıyorum. Bunun dışında bütün formlarda dikiş kenarlarında kol dikişlerinde içi vatinle doldurulmuş küçük sütunları hatırlatan daire hareketler var. Tamamıyla  post modern bir manto. Biraz kaban gibi, biraz ceket gibi. Geniş bir yakası var. Ama bu yapının en bugüne yakın tarihli olmasından ötürü de geniş bir yakası var. Arkada çok derin bir yırtmacı var. Çünkü Akmerkez'in giriş kapısı dışında arkada çıkış kapıları da var.  Yapının giriş ve çıkış kapılarına gönderme yapan bir anlatım var.Şehirli bir manto. Geçmişi pek yok. Modacılar genelde eskilerden (50lerden 60 lardan 70 lerden etkilenirler.)Bu projede diğer modellerde dönemlerden, geçmişlerden çok iz var. Ama tek fütüristik manto bu projede Akmerkez. Androjen, fütüristik ve Androjen bir manto.


Soru: Nasıl bir malzeme kullanacaksınız ?

Ü.Ü: Tüm mantolama işlemi için bu 5 yapının malzemesi ortak olacak. Projenin sahibi Mavi Kale'nin tanımını bir modacı olarak yinelemek istedim. Havai mavi bir rengi var. Bu tonu kullanmak istedim. Bu mantolama işleminde bir kafesleme işlemi var. Bana verilen dokümanlarla, dübellerle, filelerle zenginleştirdim. Örneğin dübeller benim için düğme görevi gördüler. Her yapıya bakıldığında göstermek istediğim 3 şey var:

Yapının kendisi, üstünde transparan bir halde Mavi Kale, finalde de Ümit Ünal.
Bu projenin en önemli özelliği; çok seçenekli olması.
Yapının formunu bozmak zorunda olmaması ve kimliğini kaybettirmemesi. İşin en önemli kısmı tamamen fiziksel kafeslenme ve mantolama kısmının daha anlaşılabilir olmasını sağlamak ve yapının kimliğini hissettirmek için transparan malzemeler kullanıyorum.Ortaya çıkacak sonuçta tüm yapılar, Mavi Kale'nin kendine has rengi ile mantolanmış olacak.

Her geçen gün daha fazla dikkat çeken enerji verimliliği konusunda Blue'Safe Mavi Kale önemli bir adım attı. Isı yalıtımını sağlayan mavi ekstrüde köpüklerin üretildiği DOW Dilovası Fabrikası'nda Avrupa Standartlarında üretime başladı. 

2009 yılı başından itibaren Dow Dilovası Fabrika'da Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde Yapı Malzemeleri Yönetmeliği (89/106/EEC) gereğine uygun üretim teknolojilerine geçiş başladı. Blue Safe Mavi Kale ısı yalıtım sistemlerinde kullanılan Shapemate IB ekstrüde polistren köpüklerin üretildiği fabrikada Mayıs 2009 itibari ile CE işaretine sahip mavi ekstrüde polistiren yalıtım malzemeleri üretilmektedir.

Yapılan gaz değişiminin ardından özellikle mantolamada kullanılan Shapemate IB isimli ürünün Isı İletkenlik Değeri daha da azalmıştır. Türkiye'de üretilen diğer CE belgeli XPS ısı yalıtım levhalarına göre ısı iletkenlik değeri daha düşük olduğundan, aynı kalınlıkta malzeme ile yaklaşık %20 daha iyi bir yalıtım performansı sağlamaktadır. Böylece ozon tabakasına ve çevreye zarar vermeyen modern üretim teknolojisi ile rakiplerinin önünde yer almaktadır.

Bu standartların yükseltilmesi ile günümüz inşaat profesyonellerinin CE belgeli, yüksek donanım ve yüksek enerji verimli malzeme ihtiyacının % 100 karşılanması hedeflenmektedir. Ayrıca, üretilen sistemlerin sağladığı enerji verimliliği artmakta ve ekolojik politikaların uygulanmasına firma olarak destek verilmiş olmaktadır.

CE belgesi nedir?

CE işareti 'Conformite European' kelimelerinin kısaltılmasıdır ve literatürdeki anlamı 'European Conformity', Avrupa Normlarına Uygunluktur. CE işareti, bir ürün ya da ürün grubunun, Avrupa Birliği'nin sağlık, güvenlik, çevre ve tüketicinin korunması konusunda oluşturmuş olduğu, "ürün direktifleri" olarak anılan temel gerekliliklere uygun olduğunu gösterir. CE işareti, taşımayan ürünler, Avrupa Birliği ülkelerine giremez, bu nedenle CE işareti, ürünlerin Avrupa Birliği iç pazarında serbestçe dolaşımına olanak veren bir "Endüstriyel ürün pasaportu" olarak tanımlanabilir.

 


  YORUM YAZ  
Yorum yapmak üyelere özeldir
Haber Resimleri
   Bu Habere ait yorum bulunmamaktadır
 
 
Copyright © 2009 MARDAV GAZETE
Designed & Consulting by Extreme Medya